11 Nisan 2012 Çarşamba

Üzülün, şefkat gösterin diye yazılan yazı.

Çok acıklı bir fotoğraf değil mi? :) 


Enfeksiyon kapmışım, hangi yemektense artık. Serumlar, iğneler, günlerce yenilmeyen tiksinilen yemekler, yemeyi başardığımda sadece haşlanmış patatesi görebilen canım midem, buradan Yeni Zelanda'daki herhangi bir kokuyu alabilecek kadar hassas burnum ve ben. Neyse ki ayaktayım günler sonra. Tabi bir de dolmuşlara kül tablası muadili insanları almasalar alâ olurdu. Bir gün bu ülkeyi yönetirsem, ülkeme sigara yasağını toptan  getireceğim. Kapalısı açığı fark etmez. O kadar gün deliler gibi yatıp kalmışım, tam iyileştim diyorum, sonra biri gelip tepeme dikiliyor, üzerindeki o iğrenç kokuyla ben tekrar eski halime dönüyorum. Kusura bakmayın, ama aynen böyle. Hepiniz ayaklı tablalarsınız, iğrenç. Ve bana, kimseye bu zulmü yapmaya hakkınız yok. 


Sonuçta iyiyim biraz daha. Ama anlaşılıyor her halimden canımın çok yandığı.
Ellerimin üzerindeki, serumlardan kalma morlukları gösterip duruyorum herkese bu günden beri. Üzülüp de ay canııım demelerini istiyorum insanların, şefkat bekliyor bünyem, çocuk gibi oldum iyice.


Ama yazık değil mi bana gerçekten, sorarım.


not, kütüphane kitaplarına edilen eziyeti fark ettiniz mi? Düzgün okuyun şu kitapları n'olur...

5 yorum:

Prometheus dedi ki...

Geçmiş olsun çok :/

Esra Dilara AKMAN dedi ki...

teşekkür ederim...

Burak Abatay dedi ki...

Umarım mühim bir şey değildir.Geçmiş olsun.

Herhangi biri. dedi ki...

Bal:((( kıyamam ki ben sana:(( iyiyim ben iyiyim diyerek mi şefkat bekliyodun:(

Esra Dilara AKMAN dedi ki...

Burak, mühim sayılabilirdi, epey yordu beni ama iyiyim artık. Çok teşekkür ederim.

Bal, şefkat de beklerim ama iyiyim derim tabi çok gururluyumdur aynı zamanda :)hem onca sınavının arasında merak etme diye söylemiyodum bir şey. artık gerçekten iyiyim ama :)